Ana içeriğe atla

Öğrenci Öğretmen İlişkisini Doğru Eğitim Sistemi Belirler!

   Bugün ki yazının içeriği güncel olaylar veya haberler değil aslında yaşamın merkezinde olması gereken üzerinde daha çok durulması ve rol model olarak sbait bir sistemin belirlenmesi gereken eğitim... Evet eğitim üzerine olacak yazım bu eğitim kavramı içerisindeki en temel unsuru oluşturan öğrenci öğretmen ilişkisi üzerine..
    Eğitim deyince akla ilk eğitim veren kişi olan öğretmen ve öğrettiği kişi olan öğrenci gelir.Evde ebeveynlerimizden aldığımız eğitimi kişisel gelişime dönüştürmek için başladığımız serüvenin en başından başlar bu ilişki, ilkokul sıralırından.Biz hayatın her evresinde öğretmen sayacağımız insanlardan birşeyler alırız buda bizim toplumdaki yerimizi belirlemememize yardımcı olur.Aslında hayattaki en önemli şeyde bu ilişki ve bu ilişkiyi analamaktır.Tabi bu ilişki yıllar geçtikçe farklılaşmakta oturmayan sistemin yıprattığı öğrenci ve öğretmen ilşkileriyle dolup taşmaktadır.Malesef oturmayan sistemi kalitesi çokta olmayan öğretmenlerler ve yozlaşma eğilimindeki toplumun küçük kaynağı öğrenciler izlemektedir.
    Şartlar değişmekte gelişen dünyada ekonomik değişimler insan düzen ve düşünce yapısının şeklini belirlemektedir.Buna ayak uydurma çabasındaki insanlar argo tabirle bir baltaya sp olma telaşına düşmüş ve egolarını taçlandırmak adına ünvan merkezli sahte hayatların peşine düşmüştür.Düşünce yozluğu yaratan bu süreç insanların sadece para kazanmayı öncelikli tutup meslek etik değerlerini ve iş saygısını ikinci plana attığını görmekteyiz.Bu tip yeni nesil öğretmenlerimiz ve malesef yeni nesil tablet çocuklarımız arasında farklı bir gelenek çatışması görmekte olup işin psiskolojik derinliğine indiğimiz zaman malesef anlaşmazlık olup alma verme kısmında sıkıntılar yaşandığını çok açık bir biçimde görmekteyiz.Karşılıklı saygının olmadığı ki öğrenci öğretmen kavaramında en önemli değer toplumumuzda 22 yaşında tam anlamıyla bir branş öğretmeninin lise son düzeyinde bir sınıfa eğitim verirken yaşayacağı sıkıntıları tahmin etmek hiçte zor değil.Genç erkek öğretmenlerin gençlerle çatışması,genç bayan öğretmenlerin ilişkiyi doğru kuramaması vs bir dolu sorun.Aslında bunlar gerçekten var olan sadece gözleme dayalı bir sorun bunu için istatistik ve büyük çalı bir araştırma yapmaya gerek bile yoktur.
    En önemliside bir türlü rayına oturmayan eğitim sistemi tabi bunun içine üniversiteyi dahi katabiliriz sonuçta oradada bir öğrenci öğretmen ilişkisi var.Üniversite giriş sistemi aslında çok güzel bir örnek insanlar sınava girer ve hakettiği yeri kazanır gider (hatta haketmese bile...).Malesef üniversite yerleşme sistemi bile hatalı görünüyor çünkü 10 yıl önceki baarı puanı ile girdiğiniz yere şimdi 10 katı geri sıralama puanıyla girebiliyorsunuz.Yani artık doğru ölçme ve kişinin kalitesine göre yerleştirme yok.Bu da öğretmenlerin karşına gönderilen öğrenci profili demek işte sorun!!!
   Lafın özü öğrenci öğretmen ilşkisinde sistemin doğru öğrenci analizi ve dağıtımı çok önemli doğru yerde olan öğrenci ve öğretmen amçları doğrultusunda doğru ilişki kuracağından.Eğitim sisteminde doğru öğrenci profili oluşturum alanlara dağıtma ve öğretmenleri niteliklerine göre öğrencilerle bululturma.
   Bu en basit ve en kolay yol.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KORONAVİRÜS SALGINI VE TOPLUM BİLİNÇSİZLİĞİ

Önce bu virüsün hangi ülkede ortaya çıkıp dünyaya yayıldığını ve nasıl bir etki yarattığını konuşmak gerekir.Çin'in Wuhan kentinde 2019 Aralık ortası gibi haberlerini almaya başladığımız bu salgın hastalığın üzerinden neredeyse dört ay geçti ve bu hastalığın gözlenmediği bir ülke kalmadı.Bunun sebebi ise virüsün bulaşma hızının çok yüksek ve kontrol edilemez olmasından kaynaklı. Dünya tarihinin belli dönemlerinde yaşanan salgın hastalıklar tarihe geçmiştir.14.yy'da yaşana Kara Veba dünya nüfusunun 200 Milyon'ununu yok etmiştir.Bu en bilinen ve en korkutucularından olsada 20. ve 21. yy'da da yine salgın hastalıklar kendini göstermiştir İSPANYOL GRİBİ, SARS, MERS, AIDS, ASYA GRİBİ vs.. Şu an dünya 2019 tarihi itibari ile bütün sağlık gelişmelerini, bütün teknolojik gelişmeleri, ekonomik gelişmişlikleri ve askeri güçleri etkisiz bırakacak bir sağlık sorunu ile yüzleşmek zorunda kaldı.Bu durum dünya tarihini değiştirebilecek çok önemli etkiler bırakabilecek bir sıkı...

CUMHURİYET DEMEK "EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR." DEMEK

Cumhuriyet'in ilanı 29 Ekim 1923'tür.96. Yılını geride bıraktığımız bu tarih Türkiye ve Anadolu tarihi için çok önemlidir ki malesef bazı sokak röportajlarında insanlara bu tarihin ne olduğu sorulduğunda bilmeyenler, cevap veremeyenler olduğu görülüyor.Bu tarihin ne ifade ettiği 7'den 70'e herkes tarafından benimsenmiş hatta hissedilmiş olmalı. Sancılı geçen Kurtuluş Savaşı'nın ardından Lozanda dönemin şartları göz önünde bulundurulduğu zaman çok önemli bir kazanım elde ettik.Ülkenin düşman işgalinden kurtulmasına olanak veren bu antlaşmanın ardından tarafların yani Ankara'nın hangi sıfatla burada yer aldığının kafa karışıklığı artık giderilmeliydi.İste bu süreçte 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildi ve yönetim şekli bu doğrultuda belirlendi. Peki cumhuriyet kavramının topluma ve demokrasi anlayışı içerisinde halka yansıması nasıl oldu, yani Cumhuriyet ne demekti ve önemi neydi?Aslına bakılırsa Cumhuriyet; bireyin özgür bir çerçevede yaşayabilmes...

Kolombiyalı Sanatçı Rafael Gomezbarros Sevil Dolmacı Art Consultancy Aracılığı İle Göç Ve Yaşam Kavramını Bizimle Paylaşıyor

Göç ve mülteci kavramı; coğrafyası ne olursa olsun uluslararası bir mesele olduğu açıktır.Bu durum ekonomik veya diğer faktörleri ele alarak kişisel yorumların veya anlayışsızlıkların gölgesinde kalmaktadır.Ancak bu dünya meselesi görmezden gelmek için gerçekten duyu organlarından yoksun olunması gereken çok ciddi bir durumdur ki; unutmamak veya doğru yaklaşımlara yer verilmesi adına her an sıcak tutulmalıdır.Ben "sanat toplum içindir"cilerdenim.Bu meseleyi en iyi aktaracak olan ve insanların bu konudaki hassasiyetini tetikleyecek olan en önemli araç sanattır. Kolombiyalı ünlü sanatçı Rafael Gomezbarros, “We Forget to Think We Are Born” isimli ülkemizdeki ilk kişisel sergisini Sevil Dolmacı Art Consultancy’de 16. İstanbul Bienali’ne paralel olarak gerçekleştiriyor ve  25 Ekim'e kadar sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Sanatçı Kolombiya’da yaşanan politik çatışmalardan yola çıkarak bireyin toplumla ilişkisi, kimlik ve anonimlik, göç ve bellek kavramlarını s...